30 Ekim 2009 Cuma

EMO Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı Yapıldı

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) adına EMO İstanbul Şubesi’nin düzenlediği Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultay’ı 24-25 Ekim tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum Salonunda gerçekleştirildi.

Kurultay‘ın amacı, gerek EMO içerisinde gerekse TMMOB bünyesinde tartışılan ve farklı uygulama şekilleri bulunan yetkin, yetkili ve uzman mühendislik kavramlarının, EMO içerisinde sağlıklı bir şekilde tartışılmasını sağlamak ve bu tartışma sonucunda EMO örgütlülüğünde bir karar birlikteliğine varabilmek olarak açıklansa da, Kurultay’da karar almaya dönük bir düzenleme olmaması katılımcılar tarafından bu amacın sorgulanmasına yol açtı.

İki gün süren Kurultay her bir oturum ayrı bir forum şeklinde olmak üzere, 4 oturum ve 1 forum şeklinde düzenlendi. EMO ve EMO-Genç üyelerinin çok büyük bir kısmını oluşturduğu yaklaşık 250 katılımcı kurultaya katıldı. Kurultay, açılış konuşmaları ve yerel etkinliklerin bilgilendirmeleri ile başladı. Kurultay öncesi 9 ilde gerçekleştirilen yerel etkinliklerin sunumundan sonra, ilk oturum “AB Uyum Yasaları, GATS süreci ve Türkiye’deki Yasal Düzenlemeler” başlığı altında gerçekleştirildi. İlk günün son oturumu ise “Mühendislik Eğitimi, Akreditasyon, YÖK ve Diploma Unvanları” başlığını taşıyordu. Her iki oturum da Kurultay Düzenleme Kurulu’ndan bir üyenin çerçeve sunumu ile başladı. Kurultay hazırlık sürecinde yaşanan sorunlar ve Kurultay’ın formatının dışına çıkarılarak karar alma sürecinin engellemesi ile yaşanan gerginlik ilk günkü oturumlara yansıdı. İlk günkü oturumlarda somut önerilerden çok polemikler ön plana çıktı. Ayrıca Kurultay’da EMO ve EMO-Genç üyelerinin eşit söz hakkı olması kararlaştırılmış olmasına karşın ilk günkü oturumlarda, EMO-genç üyelerinin söz kullanımı ile ilgili de sorunlar yaşandı.

Kurultayın ikinci günü, “Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Belgelendirme, Mesleki Yeterlilik, Meslek İçi Eğitim ve TMMOB İçi Uygulamalar” oturumu ile başladı. Tartışma şekli ve söz kullanımı ile ilgili ilk gün yaşanan sorunlar, ikinci gün aşılabildi. Kurultayda karar alınamadığından, ortaklaşılan ve ortaklaşılamayan konularda Kurultay Sonuç Bildirgesi’ni oluşturmak üzere bir komisyon kuruldu. Çok sayıda EMO ve EMO-Genç üyesinin söz aldığı ikinci gün somut önerilerin tartışıldığı bir ortam sağlanabildi.

Kurultay katılımcılarının kürsüden yoğun olarak dile getirdiği görüşler;

  • Mühendislik eğitiminin, mühendislik mesleğini uygulamaya yeterli olmadığını düşünen ve akademik eğitim sonrası zorunlu çalışma ve sınavlarla yeni bir süreç tanımlayan yetkin mühendislik gibi uygulamalara karşı çıkılmalıdır.

  • AB-GATS sürecine ve bu sürecin mühendislik-mimarlık alanında içinde bulunduğu bütün meslek alanlarına dönük saldırılarına karşı çıkılmalıdır.

  • Yetkin mühendislik, belgelendirme ve akreditasyon konuları AB-GATS sürecinin yansımalarıdır.

  • YÖK’ün 2005 yılında aldığı diplomalara unvan yazılmama kararına karşı EMO ve TMMOB olarak dava açılmalıdır.

  • Eğitimin niteliksizleştirilmesine karşı, demokratik üniversite talebi ile parasız, bilimsel, anadilde eğitim mücadelesi verilmelidir.

  • EMO ve TMMOB, mühendislik eğitimine müdahil olmalıdır, yetersiz akademik kadro ve yetersiz altyapı ile açılan mühendislik fakültelerine karşı çıkılmalıdır.

  • Mühendislik mesleğinin icrasında yaşanan sorunların çözümü kamusal denetim ile sağlanabilir.

  • Meslek içi eğitim mühendislerin ihtiyacı olan mesleki ve teknik bilgilerin geliştirilmesi amacı ile yapılmalı fakat meslek içi eğitimde belgelendirme, sınav, iş yapma yetkisi gibi zorunluluklara karşı çıkılmalıdır.

  • Üniversite eğitiminin ticarileştirilmesine, Bologna süreci ile başlayan üniversitelerin dönüşüm sürecine, üniversitelerin sermaye lehine yeniden yapılandırılmasına karşı çıkılmalıdır. Bu amaçla öğrenciler ve akademisyenlerle ortak çalışmalar yapılmalıdır.

  • AB-GATS süreci, ülkede yapılan düzenlemeler (mesleki yeterlilik kurumu, YÖK, yabancı mühendislerin çalışması hakkındaki kanun), sermayenin nitelikli emek gücünü ucuza istihdam etme isteği, üniversite eğitiminde yaşanan ticarileşme süreci bütünlüklü ele alınmalıdır ve bütünlüklü bir karşı çıkış sağlanmalıdır.

Kurultay, hazırlık sürecinde yaşanan tüm olumsuzluklara ve karar almaya dönük bir düzenleme olmamasına rağmen, özellikle İvme Dergisi’nin Yetkin Mühendislik sayısında dile getirilen görüşlerin, Kurultay katılımcılarının büyük bir kısmı tarafından kürsüden ifade edilmesi ve en azından Yetkin Mühendislik uygulaması karşısında bir mutabakat sağlanmış olması açılarından önemli sonuçlar üretmiştir.

Kurultay, sonuç bildirgesi komisyonundan bir üyenin taslak metni kurultay katılımcılarının onayına sunması ile son buldu.

Sonuç bildirgesinde ortaklaşılan görüşlerden bazıları,

  1. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) gündeminde Yetkin Mühendislik uygulaması yoktur. EMO’da Yetkin Mühendislik savunulmamaktadır. EMO bu konuda yapılacak tüm girişimlere karşı mücadele eder.

  2. AB-GATS ve DTÖ den gelen tüm uyumlaştırma dayatmalarına EMO karşı durur.

  3. Üniversite Eğitimi ile ilgili önerilerimiz TMMOB II. Mühendislik Mimarlık Kurultayında “Mesleki yeterlilik – Mesleki YetkinlikMesleki Eğitim” başlığı altında yer alan Üniversite Eğitimi ile ilgili aldığı kararlardan yararlanır ve bunları yukarıdaki mantıkla güncelleştirir.

  4. Meslektaşlarımızın bilimsel ve teknik formasyonlarını geliştirici Meslek içi Eğitim ticarileştirilmeden sürdürülmelidir.

  5. TMMOB EMO mühendislik eğitiminde, üniversitelerde yeni bölüm açılmasında, bölüm kontenjanlarının belirlenmesinde söz hakkı talep etmeli ve müdahale etme araçlarının geliştirilmesini sağlamalıdır.

  6. TMMOB EMO gerici ve ezberci eğitim sistemine karşı parasız, bilimsel, özerk ve demokratik üniversiteyi savunmalıdır.

  7. Diplomalara unvan yazılmaması konusunda EMO hukuki süreci başlatmalıdır, Yükseköğretim Kurulu’nun bu kararına karşı dava açmalıdır ve TMMOB’nin de davaya müdahil olmasını talep etmelidir.

Kurultay katılımcılarının çok büyük bir kısmı akreditasyon konusunun, üniversitelerin yeniden yapılandırılması, ticarileştirilmesi ve tek tipleştirilmesi sürecinin bir parçası olduğunu belirtmesine rağmen, akreditasyon sonuç bildirgesinde ortaklaşılamayan konular arasında yer aldı.

Belgelendirme konusunda da Kurultay katılımcılarının çok büyük bir kısmı, belgelendirmenin nitelikli emek gücünün sınıflandırılmasına ve değersizleştirilmesine yol açacağını, belgelendirmenin yetkilendirmenin bir şekli olduğunu ve yetkin mühendislik tartışmasından ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtmesine karşın, belgelendirme de sonuç bildirgesinde ortaklaşılamayan konular arasında yer aldı.

Kurultay sonuç bildirgesinin en kısa sürede açıklanacağı belirtilerek Kurultay bitirildi.

28 Ekim 2009 Çarşamba

YÖK Üniversitelerde Sermayenin Egemenliğini Arttıracak Bir Kurul Tanımlıyor!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) eğitimin piyasalaştırılması ve üniversitelerin sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi çabasında bir adım daha atmanın hazırlığı içindedir. YÖK'ün hazırladığı "Yükseköğretim Kurumlarında Danışma Kurulları Kurulması Hakkında Yönetmelik Taslağı", Avrupa emperyalizminin eğitim alanındaki politikalarının ifadesi olan Bologna Süreci'nin gereklerinden biri olduğu gerekçesiyle, üniversitelerde danışma kurulları kurulmasını düzenliyor. Bu danışma kurullarında "üniversitenin fiziksel ve yapısal konuları, eğitim-öğretim ve araştırma program ve politikaları, üniversitenin gelişme stratejisi vb." konularında "dış paydaş"ların da görüş, öneri ve desteklerinin alınması hedefleniyor.

Kurulun üniversite içi "paydaşlarını" bir yana bırakarak "dış paydaş"larına baktığımızda, aslında amaçlananın sermayenin ve siyaset kurumlarının biçimlendireceği bir üniversite modeli olduğu açıkça anlaşılıyor. Dış paydaşların arasında o ildeki Sanayi ve Ticaret Odası başkanları ya da temsilcileri, ilin Belediyesi veya Büyükşehir Belediyesi Başkanı veya temsilcisi yer almakta. YÖK'ün rektörlere neredeyse sınırsız yetki tanıyan tek adamcı üniversite işleyiş modelinde, üniversitenin kendi bileşenleri olan öğretim üyeleri, elemanları, öğrenciler ve üniversite çalışanlarının üniversitenin işleyişinde, idaresinde, akademik faaliyetlerinde söz hakkı yokken dış paydaşlara söz verilecek olması, taslağın amacının üniversitelerin demokratikleştirilmesi olarak açıklanamayacağının da en açık göstergesi. Amaç, üniversitelerin akademik özerkliği tamamen yitirerek piyasa güçlerinin eline geçmesi ve doğrudan sermaye için çalıştırılmasıdır. Bu yönetmelik taslağıyla sermaye, üniversite üzerinde yasal olarak belirleyici hale getirilmek istenmektedir.

Türkiye Bologna sürecine 2001 yılında dahil olduktan sonra, sermaye sözcülerinin yükseköğretimde dönüşüm öngören raporları (TÜSİAD Yükseköğretim Raporu 2008) doğrultusunda vakıf üniversiteleriyle başlayan eğitimin ticarileştirilmesi YÖK'ün yeni uygulamalarıyla devam ediyor. YÖK'ün bu politikalarının nedeni, dünyada eğitime bakışın kâr odaklı hale gelmesi ve hizmet alanlarının sınırsızca sömürülmesi isteğidir. YÖK, Şubat 2007'de yayımladığı "Türkiye Yükseköğretim Stratejisi" raporunda, emperyalizmin eğitimle ilgili DTÖ, UNESCO, AB aracılığıyla gerçekleştirilen dönüşümlerini, küreselleşme ve piyasa ekonomisine geçiş olarak yorumlarken eğitimi kişisel bir yatırım, insan ve bilgiyi de sermaye olarak gören bakış açısını savunmakta, ülkelerin rekabet gücünü buna bağlamaktadır. Nitekim taslağın birinci maddesinde, yönetmeliğin amacının "faaliyetler açısından yüksek ve sürdürülebilir kalitede hizmetlerin sağlanabilmesinde daha rasyonel ve verimli sonuçlara ulaşabilmek" olduğunu okuduğumuzda, üniversite eğitiminin doğrudan "ticari hizmet" kavramıyla bir tutulduğunu da açıkça görebilmekteyiz.

Araştırma görevlilerinin iş güvencesini ortadan kaldıran, 50/d'lilerin 33/a'ya geçişlerini engelleyen yönetmelik; mesleği yapabilme yetkisinin başka kurumlarca verilmesinin yolunu açan diplomalara unvan yazılmaması uygulaması ve benzeri adımlarda olduğu gibi bu taslak çalışması da sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim yapacak, "şirketleşen" üniversite modeline bizi bir adım daha yaklaştırıyor.

Yükseköğretim yalnızca akademisyenleri ve öğrencileri değil, tüm toplumu ilgilendiren bir konudur. Bizler +İVME Dergisi sermayenin gereksinmediği bilginin üretilmediği, istihdam biçimlerinin sermayenin isteklerine uygun olarak değiştiği (50/d, esnek çalışma, taşeronlaştırma), bilimsel ilerlemeden ve kamu yararından çok kâr amacı güden yaklaşımın egemen olduğu, öğrencilerin de bu yaklaşım uyarınca insancıl değerlerden uzak, rekabetçi, kariyerist bireyler olarak yetiştirildiği bir yükseköğretim anlayışına karşıyız.

YÖK'ün bu yeni yönetmelik taslağında bizleri yakından ilgilendiren bir başka nokta daha var: Kurulmak istenen danışma kurullarının üyeleri arasında o ildeki TMMOB'ye bağlı meslek odalarının başkanları da bulunmaktadır. TMMOB'nin eğitim alanında bugüne kadar yaptığı tüm çalışmalarda eşit, parasız, bilimsel eğitim, özerk ve demokratik üniversite görüşü savunulmuştur; "üniversiteler üniversite bileşenlerinindir" denmiştir. Nitekim TMMOB 27 Ekim 2009 tarihinde yaptığı yazılı basın açıklamasıyla, YÖK yönetmelik taslağında tariflenen Danışma Kurullarının özerk-demokratik üniversite anlayışının çok uzağında olduğunu belirtmiş ve "hazırlanan yönetmeliğin bu şekilde yürürlüğe girmesi halinde Danışma Kurullarında yer almayacağını" duyurmuştur.

TMMOB bununla yetinmemeli, bilimden ve emekten yana olmanın gerektirdiği şekilde, üniversitelerde AB süreci kapsamında sermayenin egemenliğini kuracak bu kurullara ve tüm altbaşlıklarıyla üniversitelerin şirketleştirilmesi sürecine karşı yürütülen mücadelede daha etkin bir biçimde yer almalıdır.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İvme Dergisi

Etiketler: | | | | | | | | | |


İMO Küçük Kurulu Katılım Azlığı Nedeniyle İptal Edildi!

İMO etkin yönetim anlayışı tarafından 9 Eylül Çarşamba akşamı, devrimci demokrat inşaat mühendislerine haber verilmeden gizlice düzenlenmeye çalışılan İMO Küçük Kurulu katılım azlığı nedeniyle iptal edilmiştir. Oysa ki Küçük Kurul'a katilmak üzere, içlerinde yayın kurulu üyelerimizin de bulunduğu yaklaşık 25 mühendis gelmiş, kurulun yapılacağı salonun önünde beklemiş ve iptal edildiğini öğrenince geri dönmek zorunda kalmıştır.
Sorulması gereken soru; küçük kurulun yapılması için gereken mühendis sayısı kaçtır? Eğer böyle bir sayı şartı yoksa 25 mühendisin geldiği kurul neden iptal edilmiştir? Eğer iptalin nedenleri arasında yayın kurulu üyelerimizin kurula katılmak istemesi varsa, buradan bir kez daha söylüyoruz ki bu ve bundan sonra yapacağınız bütün küçük kurullarda bu Odann devrimci demokrat mühendisleri olarak sözümüzü söylemek için yer alacağız. Hiç bir tecrit ve tasfiye çabası bizi sözümüzü söylemekten alıkoyamayacaktır.